Yıllarca ‘zararsız’ dediler: 485 kimyasal için kanser alarmı verildi

Silent Spring Institute araştırmacılarının yürüttüğü kapsamlı çalışma, tarım ilaçları ve günlük tüketici ürünlerinde meme kanseri riskini tetikleyebilecek 485 kimyasal madde bulunduğunu ortaya çıkardı. Bilim insanları, ürün etiketlerinde yer alma zorunluluğu bulunmayan gizli bileşenlerin halk sağlığı üzerinde devasa bir yasal denetim boşluğu yarattığını tespit etti.

Laboratuvar taramaları, kemirgenlerde doğrudan tümör oluşturan veya hormon dengesini bozan yüzlerce maddenin yaşam alanlarına kadar sızdığını gösteriyor. Denetleyici kurumların bu birleşik tehlikeyi tekil değerlendirmesi ise kümülatif maruziyeti kontrolsüz bırakıyor.

ETİKETLERDE GİZLENEN TEHLİKE

Çalışmada hormon dengesini bozan 920 madde incelendi, listedeki maddelerden 485 tanesinin tarım ilaçlarında kullanıldığı belirlendi. ABD Çevre Koruma Ajansı kayıtlarına göre bu maddelerin 145 tanesi aktif bileşen sınıfında yer alırken, 77 kimyasalın ise sözde zararsız kabul edilen onaylı katkı maddeleri arasında bulunduğu saptandı.

ABD’de yasalardaki boşluklar nedeniyle çözücü, koku verici veya taşıyıcı gibi maddeler ambalajlarda açıkça belirtilmiyor. Tüketicilerin doğrudan tüm formülasyona maruz kalması nedeniyle gizli tutulan bileşenler canlı sağlığını doğrudan tehdit ediyor.

ÇOCUKLAR BİLE BU ZEHİRLERLE TEMAS EDİYOR

Pestisitlerin yarattığı hücresel tahribata dikkat çeken veriler, özellikle organofosfat grubu bileşiklerin DNA hasarını doğrudan tetiklediğini gösteriyor. Kemirgenlerde meme tümörlerine zemin hazırlayan ve östrojen üretimini artıran bu maddeler günlük hayata kadar uzanıyor.

Söz konusu grupta yer alan malatyon gibi bileşiklerin çocuklarda bit tedavisinde dahi kullanılması, kimyasalın doğrudan cilde temas etmesi riskini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, etiket arkasına saklanan bu tür tehlikelerden korunmanın en etkili yolunun pestisitlerden bütünüyle uzak durmak olduğunu kaydediyor.

GIDALARDAN İÇME SUYUNA KADAR SIZDI

Tehdidin yalnızca tarım ilaçlarıyla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına yayıldığı anlaşıldı. Analiz edilen zararlı maddelerin 500 tanesine tüketici ürünlerinde, 462 tanesine gıdalarda ve 162 tanesine içme suyunda rastlandı. Hatta şebeke sularında tespit edilen 123 kimyasal madde hakkında hiçbir resmi güvenlik standardının bulunmadığı görüldü.

Ulusal emisyon envanteri verilerine göre, yalnızca 2020 yılında bu zararlı bileşiklerden yaklaşık 900 bin metrik tonun havaya karıştığı hesaplandı. Taramalarda insanların yüzde 95’inden fazlasının vücudunda tarım ilacı kalıntıları taşındığı saptandı.

KADINLAR VE TARIM EMEKÇİLERİ DOĞRUDAN ETKİLENİYOR

Tarihsel süreçte mesleki kanser araştırmalarının erkek egemen iş kollarında yoğunlaşması, kadın işçilerin karşılaştığı tehlikelerin uzun süre arka planda kalmasına yol açtı. Tarlalarda çalışan kadın emekçilerin kimyasal sürüklenmesi nedeniyle çok daha ağır bir kümülatif yük taşıdığı belirtiliyor.

Çalışmanın ortak yazarı ve araştırma direktörü Ruthann Rudel ise maruziyetlerin izlenmesi ve azaltılmasının kanseri önlemenin temel bir parçası olduğunu belirterek, sanayi bölgeleri ile tarım arazilerinin yakınında yaşayanların hava kirliliği ve pestisit sürüklenmesi nedeniyle daha yüksek risk altında olduğuna işaret etti.

The post Yıllarca ‘zararsız’ dediler: 485 kimyasal için kanser alarmı verildi first appeared on kilis-egitim.com.tr.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir